Yusuf Taşcı ile mobil oyun sektörünün durumu ve zorluklarını ele alıyoruz. Türkiye’nin başarıları bu videomuzda.
ShiftDelete.Net ekibi olarak teknoloji dünyasının kalbinin attığı yerlerden bildirmeye devam ediyoruz. Bu seferki durağımız San Francisco ve yanımızda oyun geliştirme ekosisteminin sevilen isimlerinden Yusuf Taşcı var. GDC etkinliği kapsamında bir araya geldiğimiz Yusuf ile Türkiye’deki oyun sektörünün durumunu, globaldeki yerimizi ve karşılaştığımız zorlukları derinlemesine konuştuk. Savunma sanayiinde yakaladığımız başarıyı oyun sektöründe de sürdürdüğümüzü görmek gurur verici olsa da bu başarının sürdürülebilir olması için aşmamız gereken pek çok engel bulunuyor.
Türkiye, özellikle mobil oyun alanında dünyadaki ilk beş ülke arasında yer alıyor. Bugüne kadar çıkardığımız yedi unicorn şirketin yarısının oyun sektöründen gelmesi, başarımızın en somut göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Ancak Yusuf’un da belirttiği gibi, bu sektör dışarıdan bakıldığında hala kapalı bir kutu gibi görünüyor ve yazılım ekosisteminin diğer alanlarına göre daha niş bir kitleye hitap ediyor. Türk oyunlarının ABD pazarındaki listelerde en üst sıralarda yer alması, yeteneğimizin sınır tanımadığını kanıtlıyor.
Mobil Oyunda Yeni Güçüz!
Etkinlik boyunca dikkatimizi çeken en önemli konulardan biri, yapay zekanın oyun geliştirme süreçlerine olan etkisi oldu. GDC’deki pek çok standın yapay zeka odaklı araçlar tanıttığını ve sektörün bu yöne doğru hızla evrildiğini gözlemledik. Hatta Nvidia’nın yatırım programlarına dahil olan Türk girişimlerini görmek bizleri oldukça heyecanlandırdı. Türk geliştiricilerin sadece oyun değil, bu oyunların temelini oluşturan yapay zeka destekli varlıklar üretmesi, sektördeki geleceğimiz adına umut verici bir gelişme.
Bunca başarıya rağmen karşılaştığımız bazı lojistik ve kültürel sorunları da konuşmadan geçemedik. Gümrük problemleri nedeniyle geliştirici kitlerinin Türkiye’ye ulaşmasında yaşanan zorluklar, yerli stüdyoların Nintendo veya PlayStation gibi platformlar için oyun geliştirmesini bir hayli güçleştiriyor. Ayrıca sektördeki linç kültürü ve düşük puanlama eğilimi, yeni çıkan oyunların gelişim sürecini olumsuz etkileyebiliyor. Kendi markalarımızı korumak ve geliştirmek adına daha yapıcı bir eleştiri kültürüne ihtiyacımız olduğu çok açık.
Sonuç olarak Türkiye, oyun sektöründe devasa bir ihracat kalemi oluşturma potansiyeline sahip. Şirketlerimizin merkezlerini yurt dışına taşımaması ve yetenekli gençlerimizin ülkemizde kalarak üretim yapabilmesi için daha kapsayıcı desteklere ve teşviklere ihtiyaç duyuluyor. Yusuf Taşcı ile gerçekleştirdiğimiz bu keyifli sohbet, sektörün hem parlak hem de gölgede kalan yanlarını görmemizi sağladı. Türkiye’nin oyun dünyasındaki serüvenini takip etmeye ve yerli başarı hikayelerini sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.






